DÜŞÜK AYAK

Kişinin değişik nedenlere bağlı olarak ayağını yürümenin değişik fazlarında kontrol edememesi (özellikle de ayağın bilekten yukarıya doğru kaldırılmasını kontrol etme yeteneğinin kaybolması) düşük ayak olarak adlandırılan klinik tablodur. Düşük ayağı olan kişi yürürken ayak parmaklarını yerden kaldıramadığından parmaklarını yerde sürüyerek yürür (Stepaj yürüyüşü), normal yürümesi bozulur ve yürümesi kontrolsüz olur. Ayağının bir yerlere takılmasından, ayağını sürümekten ve hızlı yürüyememekten şikayetçi olabildiği gibi ayrıca yokuş çıkmak, inmek ve merdiven çıkıp inmek zorludur. Topuklu ayakkabılar veya terliklerle yürüyemezler.

Normal ayak, kas ve sinirlerin doğru çalışması ile bilekten yukarı doğru çekilmiş durumda olup duruş için hazırlanmak üzere orta hatta durmaktadır. Ayağın bu hareketini sağlayan sistemlerimiz ise sinir ve kaslarımızdır. İstemli olarak normal hareketlerimizi yapmamızı sağlayan, merkezi sinir sistemi olarak adlandırılan beyin ve omurilik yapısı olup bu sistemden alınan komutları ise omurilikten ayrılan sinirler, sağlıklı kaslar ve eklemlerle normal harekete çevirir. Düşük ayakta bu yapılardan herhangi birisinde bir problem oluştuğu için sağlıklı ve normal yürüme bozulur, ayak bu sırada bilekten aşağı doğru sarkık durur ve kişi istese de onu yukarı doğru çekemez.

Düşük ayak, HASTALIK DEĞİL, BULGUDUR. Bunun içinde öncelikle mutlaka nedeninin ortaya konulması ve bu nedene yönelik tedavi belirlenmelidir. Düşük ayak bel fıtığının en önemli sonucu olabileceği gibi ‘’SESSİZ DÜŞÜK AYAK’’ nedenleri de ayrıca irdelenmelidir.

Bel fıtığına, bel kaymasına, belde dar kanala ve periferik sinir travmalarına ( kalçadan enjeksiyon yapılırken sinir hasarı olması gibi ) bağlı olarak oluşan düşük ayak klinik tablolarında ağrı eşlik ettiği için ‘’Ağrılı düşük ayak’’ denilmektedir.

Multipl skleroz, omurilik travmaları, siyatik siniri etkileyen beyin kanserleri, toplardamar hastalığı, şeker hastalığı, namazda uzun süre dizin üzerine oturarak bası uygulamak ve arka cebe cüzdan koyarak hareketsiz uzun süre aynı pozisyonda kalmak da ağrının eşlik etmediği ‘’Sessiz düşük ayak’’ adını verdiğimiz klinik tablodan sorumludur.

İster ağrılı isterse ağrının eşlik etmediği düşük ayak olsun her türlü düşük ayak klinik tablosunda zamanla ayakta bazı şekil ve görüntü bozulmaları olur. Ayağın kavsi yükselir ve ayak sadece topuktan yere temas eder duruma gelir. Ayağın çeşitli yerlerinde değişen basılara bağlı yara veya nasırlar oluşarak zamanla ayak eklemlerinde kireçlenme, parmaklarda şekil bozuklukları meydana gelir. Zamanla tedavi edilmediğinde ayak bilek bölgesinde sürekli burkulmalara bağlı şişlikler ve hareketle ortaya çıkan ağrılar oluşabilir. Gerekli tedbirler alınmazsa düşük ayağa bağlı olarak düşük ayak olan tarafta bacak kaslarında belirgin atrofi olmaya başlar.
Ayaktaki bu problemler diz ve kalçanın hareketlerini de olumsuz etkiler. Diz ekleminin zamanla geriye doğru aşırı derecede esnemesine bağlı sorunlar ve ağrılar oluşabilir. Kalça, sırt ve bel ağrları oluşabilir.
Bu durum tedavi edilmezse ilerde gelişecek mekanik kaynaklı bu sorunları tedavi etmek de oldukça zor olacaktır.

Düşük ayak, omurga kaynaklı patolojilere bağlı sinir yaralanması nedeniyle ortaya çıkmışsa, bası bölgesindeki neden cerrahi olarak ortadan kaldırılmalıdır.

Hastalığın tedavisinde en sık ayak bileği ortezleri veya desteklerinin (AFO) kullanılmaktadır. AFO, genellikle plastik veya daha hafif malzemelerden yapılan ayak ve alt bacak kısmına giyilen ortez olup ayak bileğini 90 derecelik açıda destekler ve ayağın yere takılmasını engelleyerek yürümeye yardımcı olur. Yumuşak ayakkabılar, sandaletler veya arkası açık ayakkabılar ile AFO giyilemez. Ayrıca özellikle şeker hastası olanların namaz kılarken veya yerde otururken uzun süreli dizlerinin üzerine bası uygulamamaları gerektiğini yakın çevremizdekilere anlatmalıyız.